
SUNUŞ
ÇOCUKLUKTAN ŞİİRE: BİR OZANIN İLK ADIMLARI
Bir şairin hayatını yalnızca doğum tarihi, doğum yeri, eğitim gördüğü okullar, yaptığı işler ve yayımladığı kitaplarla anlatmak mümkün değildir. Bunlar biyografinin dış ç
erçevesini oluşturur. Fakat sanatçının asıl biyografisi, bütün bu yaşanmışlıkların onun zihninde, belleğinde ve dilinde nasıl bir karşılık bulduğunda ortaya çıkar.Ali Turalı'nın hayatına bu açıdan bakıldığında, onun şiir serüveninin köklerinin Anadolu'nun köy hayatında, çocukluk yıllarında ve erken yaşta karşılaştığı hayat gerçekliğinde aranması gerekir.
1964 yılının Mart ayında Çorum'un Sungurlu ilçesine bağlı Beylice köyünde dünyaya gelen Ali Turalı, yoksul bir ailenin üçüncü ve son çocuğudur. İlköğrenimini köyünde tamamlar. 1977 yılında Ankara Atatürk Lisesinde yatılı olarak ortaöğrenime başlar. Eğitim hayatı daha sonra çeşitli nedenlerle yarıda kalır. Bu biyografik ayrıntı, onun hayatındaki önemli dönemeçlerden biridir. Çünkü okulun bıraktığı yerde hayatın başka bir okulu başlar: çalışma hayatı, toplumsal gözlem ve şiir.
Bir halk ozanının oluşumunda yalnızca okulun değil, hayatın kendisinin de öğretici olduğu bilinir. Hele ki sözlü kültürün güçlü olduğu Anadolu coğrafyasında büyüyen bir çocuk için günlük hayatın kendisi, başlı başına bir edebiyat okuludur.
Köyde duyulan sözler, büyüklerden dinlenen hikâyeler, türküler, ağıtlar, düğünler, ayrılıklar, yoksulluklar, mevsimler ve tabiat; çocuğun belleğine farkında olmadan yerleşir.
Ozanlık, çoğu zaman işte bu birikimin yıllar sonra dile dönüşmesidir.
Ali Turalı'nın şiirinde köyün, dağın, emeğin, gurbetin ve yoksulluğun bu kadar güçlü biçimde yer almasının altında böyle bir hayat hafızasının bulunduğu söylenebilir.